Ara
  • Ayhan Bölükbaşı

Öfke Yönetimi





Türk Dil Kurumu (TDK) Güncel Türkçe Sözlükte “öfke” kelimesi; “engellenme, incinme veya gözdağı karşısında gösterilen saldırganlık tepkisi, kızgınlık, hışım, hiddet, gazap” şeklinde tanımlanmaktadır.


Ergenlik dönemi ile ilgili olumsuz yaşantılar, olumsuz çevre koşulları, okullardaki yetersiz koşullar ve ailenin yapısı, ailede yaşanan sorunlar ile ülkenin içerisinde bulunduğu kaotik durum ve belirsizlikler, öfke duygusunu tetikliyor. Kişi herhangi bir şeye öfkelendiğinde, öfkesini yakın çevresinden ve içinde yaşadığı toplumda öğrendiği şekilde dışa vurur. Geçim sıkıntısı, haksızlıklar, eşitsizlikler, belirsizlikler, kuralsızlık ve kargaşa ortamı, alkol ve madde bağımlılığı gibi faktörler de bireylerde öfke duygusunun tetikleyicileri arasında sayılmakta.


Mesela patronundan azar işiten bir işçinin öfkesini patronu yerine eşine yöneltmesi, evde eşiyle tartışan bir öğretmenin öfkesini öğrencilere yönelterek onları azarlaması gibi durumlar en belirgin örneklerdir. Günlük hayat içerisinde pek çok bireyin kendisinin sebep olmadığı halde başkasına duyulan öfkenin kurbanı olarak saldırıya maruz kaldığı bilinmektedir.

Toplumlarda genel olarak, erkeklerin kendilerini ifade etmeleri desteklenirken, kadınların duygularını göstermeleri onaylanmaz. Kadınlara, çocukluktan başlayarak, gerçek duygularını saklamaları öğretilirken; erkeklerin duygularını dışa vurmaları sessizlikle karşılanır ve onlara özellikle güçsüz olduklarında duygularını bastırmaları öğretilir.


Bir örgüt modeli olan iş yerlerinde öfkeye sebep olabilecek pek çok faktör bulunmakla birlikte, yıldırma, haksız muamele, beceriksizlik, saygısızlık, kötü iletişim, destek eksikliği, önemsenmemek, tekrar eden problemler, güvensizlik, güçsüzlük, takım çalışması eksikliği, profesyonel olmayan yaklaşımlar gibi hatalar ön plana çıkmaktadır.

Öfkenin yıkıcı boyuta ulaşmadan kontrol altına alınmasının sağlanmasına öfke yönetimi denir. Öfke yönetimi; yaşanılan hayatın kaçınılmaz bir gerçekliği olarak yaşanacak olan öfke durumlarının olumlu sonuçlarını (problem çözme, yenilik, düzeltme, iyileştirme vb. gibi) maksimize ederken; muhtemel olumsuz sonuçlarının (çatışma, verimsizlik, performans düşüklüğü, sabotaj, işten ayrılmalar, iş kazaları ve hastalıkları, grev, soruşturma, cezalandırılma vb. gibi) ise minimize edilmesi yönündeki uygulamalardır.


Öfkenin herhangi bir işletmede, ofiste, mağazada veya fabrikada yasal bir yanı yoktur. Yöneticiler öfkenin işyerinde kök salmasına izin vermemelidir. Bunun için yöneticiler; çalışanlar, müşteriler ve kendileri için öfkeyi yönetmeyi öğrenmelidirler. Örgütlerde öfke yönetimi konusunda yöneticilere büyük görev düşmektedir. Yöneticilerin çalışanlarını öfke yönetimi konusunda bilgilendirmeleri ve bu yönde eğitime tabi tutmaları da oldukça önemlidir.


Bireyler bazen karşısındaki kişilerin anlattıkları olayların sadece ilk kısmı ve son kısmını dinlerler ve olayın tamamını öğrenmeden öfkeye kapılabilirler. Oysa ki olayı anlayabilmek için olayın tamamını dinlemek işyerinde öfkenin yönetilmesi için çok önemlidir.


Neredeyse TV de gördüğümüz her dizide tehdit ve öfke var iken, sporda, siyasette, sokakta, okulda ve hatta sosyal medyada bile öfke kol geziyorken, işyerlerinde bunun soyutlanmış bir şekilde yönetilmesi kolay değildir. Ancak işyerinin kurumsal yönetim ilkeleri uygulama konusundaki yetkinliği bunu sağlamak için en büyük silahtır.

Yararlanılan kaynak: Örgütlerde Öfke Olgusu ve Öfke Yönetimi (Feyzullah Eroğlu, Şeyda İrdem)

74 görüntüleme
  • Grey Twitter Icon
  • Grey LinkedIn Icon
  • Grey Facebook Icon

© 2023 by Talking Business.  Proudly created with Wix.com

GÜNCEL HABERLER İÇİN KAYIT OLUN
  • Twitter Social Icon
  • LinkedIn Social Icon
  • Facebook Social Icon
This site was designed with the
.com
website builder. Create your website today.
Start Now